Bir kahır nasıl başlar?
Gözlerini görseniz korkardınız,
Polisten kaçıyordu derdiniz,
Cinayet işlemişti derdiniz,
Halbuki kendinden kaçıyordu…
Kendimizden kaçıyoruz. Kötülük ile yüzleşmekten korkuyoruz. Oysa kabul etsek kötülüğün de var olduğunu, kaçmadan korkmadan yaşasak onunla. İyi ve güzel olmaya zorlamasak her şeyi, doğasını bozmasak.
Bir kahır nasıl başlar?
Kötülük üzerine çok düşünmüştü son zamanlarda. Kendi kötülüğünü. İnsanlara "sen çok iyisin" dediklerinde bile içini huzursuz eden o ince his. "Ya bilselerdi?" diye düşündü. "Ya içimde sakladığım her şeyi bilselerdi?"
Ama kötülük dediği şey neydi ki? Bir kere bile zarar vermemişti kimseye. Yine de, içinde bir şeylerin doğru olmadığını hissediyordu. O his, geceleri uykularını bölen, gündüzleri bir an bile rahat bırakmayan bir karanlık gibiydi. Belki kendinden korkuyordu.
Ayağa kalktı, odada bir aşağı bir yukarı yürümeye başladı. Kendisiyle yüzleşmek istiyordu ama bunu nasıl yapacağını bilmiyordu. Aklında hep bir cümle dönüp duruyordu: "Eğer kötülüğü kabul edersen, o seni daha fazla korkutmaz." Ama bu doğru muydu? Ya kabul edince, onu daha da güçlendirmiş olursa?
O sırada bir aynanın önünden geçti. Kendi yansımasına bakmamaya çalıştı, ama gözleri istemsizce takıldı. Yüzü… sanki tanımadığı birine ait gibiydi. "Bu ben miyim?" diye düşündü. Aynadaki kişi ona baktı ve hafifçe gülümsedi. Ama o gülümsemenin altında bir şey vardı, bir ağırlık, bir endişe.
Belki de sorun buydu. Hep kaçmıştı. Ama kaçışın sonu yoktu. Oturdu ve derin bir nefes aldı. Ellerini dizlerine koydu, gözlerini kapattı. İçinden "Tamam," dedi. "Saklanmayacağım. Kötülüğün varsa, gel. Bakalım kim olduğunu görelim."
Bu cesur bir çağrı gibi gelmişti, ama ardından gelen sessizlik onu daha da huzursuz etti. Hiçbir şey olmadı. Bir gölge belirmedi, bir karanlık onu sarmadı. Sadece, içindeki sessizlik biraz daha derinleşti.
Yorumlar
Yorum Gönder